Burak Yüzbaşıoğlu Müslüm Gürses Şarkısı Üzerinden Kadın Haklarını Savundu

0

Son dönemde yaşanan kadın cinayetlerinin ardından sadece bir kaç günlüğüne hepimiz birer kadın hakları savunucusu olduk, biz iyi erkeklerdeniz imajı sağlamaya çalıştık. Ama yine sadece sözde kaldı. Üstelik, soyunduğumuz bu kadın hakları savunuculuğu rolünü de erklere, erkekliğimize toz kondurmadan yapmaya çalıştık. 

Yine mangalda kül bırakmadık, ne de olsa en iyi yaptığımız şey, değil mi?

Fena da gitmiyoruz sankş , değil mi? 

Ama bir soru var, bizden, bu erkek neslinden insan olur mu? Bu sorunun muhatabı kim? Cevabını kimin vermesi gerekiyor? Ölenin mi, yoksa öldürenin mi?

Ben soruyu sorarken bile kendi adıma cevap veremedim. 

Zaman gösterecek mi desek? Hangi zaman? Yine kadınların öldürüldüğü, kadınların taşıdığı tabutların geçtiği zaman mı?

Evet, zaman diyelim.

Ama benim takıldığım küçük, hatta kimilerine çok küçük gelecek bir konu var. Kim hangi pencereden bakıyor? Sizin için de önemli değil mi bu soru? Benim için önemli..

Neslimiz, biz erkekler, hangi pencereden bakıyoruz?

Ben kimse için değil, sadece kendim için, kendi adıma, tekrar ve tekrar açtım ve baktım o pencereden..

Ben o pencereyi açtım ve yanılmamak için yine baktım. Şimdi siz de bakın, biraz yorulun, biraz vicdanınızı sorgulayın, tekrar tekrar bakın o pencereden, eğer gerçekten cesaretiniz varsa..

Hani o Müslüm Baba’nın ‘’bir kadın tanıdım’’ şarkısı var ya, hatırladınız mı? Biz değil miydik yıllarca o şarkıdaki sözler üzerinden kadınlar üzerinde egemenlik kurmaya çalışan?

Kadını, kadınları sevmek yerine ona acımayı seçen, ona acıdığımızı yüzüne vuran, acınacak bir varlık olduğunu durmadan yüze vuran biz değil miydik? Yıllarca bu şarkıyı lütfedermiş gibi kadınların yüzüne karşı söylemedik mi? Söyledik!

“Acıdım haline elim deymedi

Evinden ayrılmış bir hali vardı

Evinden ayrılmış bir hali vardı

Acıdım haline elim deymedi

Evinden ayrılmış bir hali vardı

Eşinden ayrılmış bir hali vardı” 

Acıdık kadına ! Biz hep açıldık kadına !

Biz acımasak, kadınlar da ağlamak zorunda kalmasaydı peki? Dokunmaktan çekindik, ama aynı zamanda da el atma hakkını kendimizde bulduk. Lütuf gibi sunduğumuz o eller zorla dokund kadınlara!

‘’Evinden ayrılmış bir hali vardı’’

Evinden ayrılmasa? Biz de küçük görmesek? 

Evinden ayrılmış bir hali var ve biz de acıdığımız için dokunmuyoruz kadına, değil mi? Ne güzel bir gelişme bizim için, aferin bize. Kadın zayıflığını gösterince acıyoruz, işte o zaman merhametli olabiliyoruz. Yazık, çok yazık!

Yıllarca söylediğimiz bu şarkıyı bir de kadınların kulaklarıyla, kalbiyle dinledik mi?  Bir şarkıyla bile kendi gücümüzü göstermeye çalışırken, hiç kadınların açısından baktık mı?Gerçekten kötü olmamak, kötülük yapmamak için her seferinde bir kadının ölerek bize vicdanımızı mı hatırlatması gerekecek? 

Sorular, bitmeyen sorular, herkesin aslında cevabını da bildiği ama dile getirmediği sorular.

Bana sorarsanız, bu şarkının yazılmasına veisle olan kadın aslında bunların hiçbirini yaşamıyordu. Sadece Türkiye’de yaşıyordu ve kadındı!

Aslında toplumda nasıl bir değeri olduğunu, ona hangi gözlerle bakıldığını, bu mısralardaki art niyeti daha şarkı yazılmadan görmüştü ki, bütün bu baskılardan kaçmak için böyle bir imaja soyunmak zorunda kalmıştı. Kadınlara verdiğimiz değerin şarkı sözlerine bile yansıması çok acı değil mi?

Bir kadının zayıf bir anını yakalayarak kendi ‘’adamlığımızı’’ anlatmaya çalışmıyor muyuz? Hep yaptığımız bu değil mi?

Ben size ne diyeceğimi bilmiyorum sevgili kadınlar. Ben de bir erkeğim. Söyleyebileceğim tek şey, siz siz olun, bize güvenmeyin, ne dersek diyelim, içimizdeki art niyeti ve kötülüğü, o şarkı sözlerine bile yansıyan kötülüğü görün.

Şahsım adına, ben, Burak Yüzbaşıoğlu, hep söylediğim gibi, tekrar söylüyorum. Benim jeton köşeli ve yine yerine düşmedi bu sefer de!

Sağlıcakla kalın, erkeler tarafından öldürülmeden, sağ kalın!